Bu jübile diğerlerine benzemiyor: Geriye bakıyoruz fakat geleceği de görebiliyoruz | Martin Su Isıtıcısı


Tşapka jübileydi, kısaca. Neredeyse. Kutlama hemen hemen bitmedi. Birçok insan iyi zaman geçirdi ve coşkusu taştı. Ötekiler daha azca rahatsız oldular fakat gene de gösteriden keyif aldılar. Bir azınlık için zamanı ve görkemliydi; değişik bir azınlık için, çocuksu ve korkulu. Sadece resmi eğlenceler artık neredeyse sonlandı. Pazartesi günü, Ukrayna’daki muharebeye, yaşam pahalılığına ve Tory milletvekillerinin mektuplarına geri dönecek.

Elizabeth’in platin jübilesi, Britanya’nın daha geniş düzeninde ne kadar önemliydi? Her iki tarafta da bu mevzuda kendini beğenmişlik yapmak kolaydır. Kalıcı monarşik görkem? Yalnız ekmek ve sirkler mi? Jübilelerin bu şekilde garip vakalar, olumsal ve geçici olması destek olmuyor. Tanımlanmış bir model izlemezler ve anayasal önemleri yoktur. Beyaz saçlı olanlarımız şimdi, doğru kelime buysa, 45 yıldaki dördüncü kraliyet jübilemizin tadını çıkarıyoruz. Fakat çocuklarımız ve torunlarımız tekrar asla görmeyebilir.

Gene de kraliyet jübileleri hakkında söylenebilecek üç çiğnenebilir şey var. Hepsi bu hafta yeniden sergilendi. Birincisi, beğenseniz de beğenmeseniz de, jübilelerin oldukça sayıda hemşehrimiz için unutulmaz, paylaşılan etkinlikler olduğudur. İkincisi, jübilelerin içinde ne olduğu ve rezonansı seneler içinde mühim seviyede değişmiştir ve her birinin bu platin de dahil olmak suretiyle belirli bir karakteri vardır. Son olarak ve mecburi olarak bir anlam ifade etmeksizin jübileler, ülkemizin mevcut durumu, kurumları ve kültürü hakkında, bilhassa de monarşiyle olan ilişkisine yansıdığı şeklinde, bizlere bir şeyler söyler.

Bu noktalardan ilki, çocukluğumdan beri benim için açıktı. Meydan okurcasına monarşist olmayan bir evde büyümüş olsa da, büyükannemin, 10 yaşlarındayken, 1897’de elmas yıldönümünde Londra’dan geçişini seyretmek için götürülmüş olduğu 1960’lardaki canlı anlatımını asla unutmadım. Asla bu kadar gürültülü bir kalabalığın içinde bulunmadığını söylemiş oldu. . Kraliçe’nin bu kadar ufak bulunduğunu görünce şaşırdı, bu da insanların bugün II. Elizabeth hakkında söylediği bir şey. Victoria’nın taç giymemesine oldukça üzüldüğünü hatırladı. Hepsinden daha çarpıcı olanı, otomobili geçerken Kraliçe’nin gözlerinin içine baktığını iddia etti.

Bu son parçanın hakkaten doğru olup olmadığını kim bilebilir? Fakat bu akıldan çıkmayan bir görüntü – İmparatoriçe Kraliçe, uzak bir yüzyıl ve çeyrek yıl ilkin Londra’dan geçerken, son aşama iyi hatırladığım yakın bir akrabaya bakıyor. Sanki Kraliçe’yi kendim görmüş gibiyim. Tüm bunların büyükannem üstünde bu şekilde bir tesir bırakması pek şaşırtıcı değil. Zira kendini dahil hissetmekte yalnız değildi. Victoria’nın 1887 ve 1897’deki jübileleri, muhtemelen İrlanda’da olmasa da, hakkaten ulusal olaylardı. Ek olarak, ülke genelinde fenerlerin aydınlatılması ve çoğu zaman binlerce mahalli cemaat tarafınca ücretsiz bir şekilde sağlanan açık hava çay partisinin merkezi görevi de dahil olmak suretiyle, bugün bazı açılardan varlığını sürdüren şablonlar da oluşturuyorlar.

Victoria jübilelerinin bugünden değişik olduğu nokta, İngiliz imparatorluğunun kesinlikle önde ve merkezde olmasıydı. 1887 yıldönümü, Britanya’nın kendisinin ilk büyük imparatorluk kutlamasıydı. Bazıları için daha huzursuz bir kılıkta olmasına karşın, 1897’de imparatorluk gücü gene önde gelen nottu. Hem jübilelere şahit olan hem de hemen sonra Manchester Guardian’ın önde gelen yazarlarından önde gelen tarihçi Robert Ensor, 1897’de, Cenup Afrika savaşının eşiğindeyken, emperyalizmin “artık evrensel onaya hükmedemediğini, şimdi birçok kişiye görünmüş olduğu şeklinde ödün verdiğini” söylüyor. saldırganlık ve fetih için artan bir tutkuyla”.

İmparatorluk hâlâ V. George’un 1935’teki gümüş jübilesinin merkezindeydi ve o sırada dokuz yaşlarında olan şimdiki Kraliçe’nin de bir rol oynadığı. Ben Pimlott’un biyografisine nazaran, 1935 jübilesi “görkemi sık sık karşılaştırıldığı 1953 taç giyme töreninin habercisi olan bir imparatorluk kutlamasıydı”. Viktorya süreci jübilelerinde olduğu şeklinde, geniş askeri ve deniz incelemeleri yargılamalarda merkezi rol oynadı. Bu haftanın uçuşları kıyaslandığında hiçbir şeydi. Başbakan Ramsay MacDonald, “Burada İmparatorluk büyük bir aileydi, bir araya gelen aile bir araya geldi, Kral bir baba başkanıydı” dedi.

İmparatorluk mirası, Kraliçe’nin kutlamaların bir parçası olarak İngiliz Milletler Topluluğu’nda kapsamlı turlar yapmış olduğu 1977’de Elizabeth’in gümüş yıldönümünde hâlâ oyalandı. Sadece 2022’de, İngiliz askeri gücünün herhangi bir geçit töreni girişiminde olduğu şeklinde, emperyal bağlantı körelmiş durumda. Prens William’ın bu baharda yapmış olduğu fena yıldızlı Karayip turu, ne kadar oldukça şeyin değiştiğini gösterdi. Prens Charles’ı, eğer akıllıysa, bundan başka herhangi bir devletin başkanı olmaktan mutlu olacağını açıkça belirtmesi için harekete geçirmeli.

Bu jübile, Kraliçe’nin mülklerinin ve egemenliklerinin, kendi işlevsiz ailesinin yada herhangi bir sözde uluslar ailesinin değil, yalnız kendisinin ve hükümdar olarak uzun yaşamının bir kutlamasıydı. Tüm jübileler bir dereceye kadar bir defaya mahsus ise, İngiliz tarihindeki bu ilk ve muhtemelen tek platin jübile öbürlerinden daha da fazla bir defaya mahsustur. Oldukça garip bir tecrübe bulunduğunu kanıtlıyor. Seleflerinden değişik olarak, 2012’nin elmas jübilesi bile, bu, eski düzenin geçtiğinin bilgisiyle dolu. Kraliçe dahil hepimiz, 100 yaşına kadar yaşasa bile saltanatının sonuncusu olacağını biliyor.

Tom Nairn 1980’lerde, monarşinin İngilizlerin esrarengiz bir cama bakmasına ve elbet ki yapmasak da, hepimizin hala imparatorluk geçmişinde yaşadığımızı hayal etmesine izin verdiğini yazdı. Aynı şekilde, 2022 jübilesi, istersek kendimize Elizabeth’ten sonraki dünyayı, Elizabeth hayattayken bile hayal etmemize izin verebileceğimiz büyülü bir ayna oldu. Bu jübile, bir dönem için bir tür yumuşak odaklı cenaze töreni oldu.

Bugünkü İngiltere hakkında bizlere ne konu alıyor? Daha önceki jübilelerin hesaplarını okursanız, izlenim devamlı birleşik ve bayrak sallayan bir ülkenin uzun süredir yargı devam eden hükümdarı ve monarşi kurumunu coşkuyla onurlandırdığıdır. Bu hafta gene bundan daha fazlasını görmeyenler var. Fakat bu doğru değil, değil mi? Kraliçeye karşı iyi niyet evrensel olabilir, sadece varislerini aynı şekilde kapsamaz. Monarşi artık on yıl öncesine nazaran daha azca popüler. Geçen ay YouGov’a, jübile ile ilgilendiklerini söylediğinden daha çok şahıs ilgilenmediğini söylemiş oldu. Artan bir halde, salladığımız bayraklar – eğer onları sallarsak – yalnız birliğin değil, bununla beraber İrlanda ve Avrupa’nınkileri saymazsak, bileşenlerini zorlayan parçalarıdır.

Etrafta bazılarının hayal ettiğinden daha fazlası olmasına karşın, bu bizi yeni süregelen cumhuriyetçi bir halk yapmaz. Fakat bu bizi bölünmüş biri yapıyor ve Boris Johnson’ın dün St Paul’s haricinde yuhalaması bunun ufak bir işareti. Her yönden mutlu bir jübile oldu, sadece bu adanın sakinleri, hepimizin kucaklayabileceği daha büyük ve daha paylaşılabilir bir Britanya fikri bulmak için her zamankinden daha çok savaşım ediyor.

Martin Kettle, Guardian köşe yazarıdır.

Comments are closed.