Sahtekarlık sendromunu yenmenize destek olacak üç kolay numara


Imposter sendromu (yada ‘Imposter Phenomenen’), ilk olarak 1978’de Amerikalı klinik psikologlar Pauline Clance ve Suzanne Imes tarafınca üç tanımlayıcı özelliği ortaya koyan bir terimdi: öteki insanların sizin yeteneğinizle ilgili şişirilmiş bir algıya haiz olduğu hissi; gerçek yeteneklerinizin “bulunacağı” korkusu ve son olarak, başarıyı talih yada zamanlama benzer biçimde dış etkenlere bağlama, hatta kim bilir başkalarını zekanız hakkında kandırma eğilimi.

Yaratıcı bir ustalaşmış olmanın sık görülen bir laneti olan bilimsel nitelikli yaklaşımı öğrenmek için birazcık güvence sunuyor. Sahtekarlık sendromu yaratıcılığınızı son zamanlarda boğuyorsa, bir ihtimal aşağıdaki tavsiye destek olabilir. Ek olarak yaratıcı topluluktan bu tehditkar, yersiz yetersizlik duygularının üstesinden gelmek için kendi ipuçlarını vermelerini istedik.

Kendine burada olmayı hak ettiğini hatırlat

Kendimize layık olduğumuzu söylememiz gerektiği fikri belirgin bir başlangıç ​​noktası benzer biçimde görünebilir, sadece bu çoğumuzun dikkatsizlik etmiş olduğu bir şeydir. Web tasarımcısı ve fotoğrafçı Mike Hindle, “Geçen yıl ne kadar şey başardığınızı düşünmek için bir dakikanızı ayırın” diyor. “Ne kadar çaba harcadın ve ne kadar öğrendin. Daha iyi çalışıyorsan ve daha iyi müşterilerle çalışıyorsan, o süre sahtekarlık sendromuna orta parmağını göster ve devam et.”

Mike mühim bir noktaya değiniyor, bundan dolayı ne kadar ufak olursa olsun bir başarı sıralaması oluşturun ve bunu ofis duvarınıza sabitleyin. Sık sık bakın ve zaferlerinizi kutlayın. İster bir müşteriyi mutlu etmiş olun, ister ilk baskınızı satmış olun, ister tüm bir yıl süresince özgür çalışan olarak hayatta kalmak benzer biçimde büyük bir dönüm noktasından keyif almış olun, bunlar mükemmel şeylerdir. sen tek yapmışlardır. Kolay değil.

Extra güç ve kararlılık için yazışma danışmanının tavsiyelerine uyun. Lucy Yates’in Wray’e ihtiyacı var“Her şeyin içinizdeki sahtekarı kucaklamakla ilgili bulunduğunu öğrendim, şundan dolayı esasen sizi korumaya çalışan beyninizdir. Ona bir isim verin (benimki Jennifer) ve endişeleri için teşekkür edin, sadece niçin bunun uygun bulunduğunu onlara bildirin. Devam edin. Pozitif yönde olumlamalar ve şükran günlükleri de destek sunar.”

Ek olarak burada olmak için oldukça çalıştığınızı da hatırlamalısınız, bu yüzden başarılarınız hakkında bağırın ve bu engelleri aşmayı kutlayın – gösteriş yapmıyorsunuz, ne kadar ilerlediğinizi kabul ediyorsunuz.

yazar Laura Clare Horton şu şekilde diyor: “Başarı hileli benzer biçimde göründüğünde ve yer kaplamaktan kaygı ettiğimde, teyzemin ‘Hayatında kaç kez bu fırsat kendini gösterecek?’ söylediği bir şeyi hatırlıyorum. Bu anlamış olur nadirdir, bu yüzden onları neşeyle tekrardan çerçevele. Devamlı değil kolay fakat sonlu olduklarını kendime hatırlatmak bana destek oluyor.”

Başkalarının ne yaptığını görmezden gelin ve kendinize odaklanın

Tamamımız kendi benzersiz yolculuklarımızdayken kendimizi rekabetle karşılaştırmanın ne anlamı var? Bu, sanatçı ve illüstratör Murugiah’ın bilgeliğidir ve ekliyor: “Şu anki benliğimizi geçmiş benliklerimizle karşılaştırırsak, endişelenecek bir sahtekarlık sendromu yoktur.”

O haklı. Rekabete odaklanmayın: süre ve enerji harcar. Pazarlamacı ve metin yazarı Ben Veal aynı fikirde ve bizlere Theodore Roosevelt’in şu sözünü hatırlatıyor: ‘Karşılaştırma sevinç hırsızıdır’. “Bu her gün aklımda olan bir şey. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırırsanız, asla yeterince şey yapamazsınız ve asla olmak kafi. Yapabileceğimiz tek şey, kendimizin – kişisel ve ustalaşmış olarak – olabileceğimizin en iyi versiyonları olmayı hedeflemek.”

Alman illüstratör Gila von Meissner, “Övündüğünüz insanların bunu çoğu zaman oldukça daha uzun süredir yaptığını ihmal etmeyin” diyor. “Bir başlangıçları var ve siz yalnız onların taçlandıran ihtişamını görüyorsunuz – hemen hemen kendilerini buldukları zamandaki bocalamaları ve başlangıçları değil. Şu anda olduğunuz benzer biçimde.”

İllüstratör Daniel Sulzberg, hakikaten işe yaraması için şunları ekliyor: “Liseden beri masamda duran ve ‘Hiç kimseye karşı kendini yarat’ yazan bir alıntı var. Bu benim devam eden mantramdı ve bana şunu hatırlatıyor: Sanatımla kendime ve başkalarına bir şeyler hissettirmek için yaratıyorum.”

Kontrolün sizde bulunduğunu sezmek için her gün harekete geçin

Kendinizi birazcık formsuz hissettiğinizde, egzersiz halletmeye ve daha iyi hissetmeye başladığınızı biliyor musunuz? Kot pantolon iyi mi olur da üzerinize tam oturmayabilir, sadece bununla ilgili bir şeyler yaptığınız için kendinizi mükemmel hissediyorsunuz? Bu da imposter sendromuyla başa çıkmanın bir yolu. Şu sebeple kendinizi bir sahtekar benzer biçimde hissediyorsanız, kim bilir içgüdüleriniz yeni bir şeyler öğrenmeniz yada başkalarına ulaşıp onlarla konuşmanız icap ettiğini söylüyor. Kontrolün sizde bulunduğunu hissetmenize destek olacaktır. Bir kursa git. Kitap okumak. Bir konuşmaya git. Yapmak bir şeyherhangi bir şey, becerilerinizi ve deneyiminizi geliştirmek ve itimatı çoğaltmak için.

Ya bu işe yaramazsa? İllüstratör Tim Easley, “Devamlı düşünmeye çalıştığım şey, bunun sahtekarlık sendromu olmadığıdır; yalnız kendinizden yüksek beklentilere haiz olmanız ve buna tam olarak yetişememenizdir, bu normaldir” diyor. Tim bizi Ira Glass’ın esin verici bir alıntısına işaret ediyor: “Kimse bunu yeni başlayanlara söylemez. Keşke biri bana söyleseydi. Yaratıcı işler icra eden çoğumuz, iyi bir zevkimiz olduğundan bu işe gireriz. Fakat bir boşluk var ilk birkaç yıl bir şeyler yaparsın o denli iyi değil iyi olmaya çalışıyor potansiyeli var fakat değil fakat zevkin seni oyuna sokan şey Hala öldürücü.Ve zevkiniz, işinizin sizi hayal kırıklığına uğratmasının nedenidir.Birçok insan bu aşamayı asla aşamaz,bırakırlar.İlginç, yaratıcı işler icra eden tanıdığım bir çok insan bunun seneler süresince yaşadı.

“İşimizin olmasını istediğimiz hususi bir şeye haiz olmadığını biliyoruz. Tamamımız bunu yaşıyoruz. Ve yeni başlıyorsanız yada hala bu aşamadaysanız, bunun düzgüsel bulunduğunu ve en önemlisi bulunduğunu bilmelisiniz. Yapabileceğin şey oldukça çalışmaktır.Kendine bir son teslim zamanı belirle ki her hafta bir öykü bitirebilesin.Bir tek bir yığın iş yaparak bu boşluğu kapatabilirsin ve işin o denli iyi olacak Ve bunu iyi mi yapacağımı bulmam şimdiye kadar tanıştığım herkesten daha uzun sürdü. Birazcık süre alacak. Birazcık süre alması düzgüsel. Bir tek savaşım etmelisin.”

Son bir nokta, güvenebileceğiniz bir topluluk bulun. Benzer yollarda olan insanoğlu. Ve sonrasında birbirinize yardım edin. Konuşmak hakikaten bir fark yaratıyor. Hele hepimizin aynı bulunduğunu ve hepimiz kadar acı çektiğimizi fark ettiğinizde.

sonuçlandırmak

Yaratıcı bir ustalaşmış olmak kolay değil. İşimiz her insanın görebileceği bir yerde, sektör canlı ve kabiliyetlerle dolu ve bir çok süre başarı göstermiş olmak ve hayatta kalmak için umutsuz bir çaba içinde zirveye tırmanıyormuşuz benzer biçimde geliyor. İmposter sendromu devreye girdiğinde şunu ihmal etmeyin:

  1. burada olmayı hak ediyorsun. Sen de hepimiz benzer biçimde değerlisin. Müşterileriniz var, insanoğlu sizinle emek vermeyi seviyor ve siz başarılısınız. Başarılarınızı günlük olarak kendinize hatırlatın. Bir şükran günlüğü yazın. Pozitif yönde olumlamaları ofis duvarınıza sabitleyin.
  2. Hepimiz kendi yolunda. Bu durumda, kendinizi başkalarıyla karşılaştırmak, sonuçsuz bir alıştırmadır. Şuradaki tasarımcı başarı göstermiş olabilir, o şekilde göründüğü gibi, fakat hepimizin değişik geçmişleri, deneyimleri ve kabiliyetleri var. Bunun yerine kuvvetli yönlerinize odaklanın.
  3. Data Güçtür. “Kendinizi yenmek” alanına kaydığınızı düşünüyorsanız, bir kitap alın, bir kursa gidin yada bir konuşmaya katılın. Deneyiminizi çoğaltmak ve itimat oluşturmak için yeni şeyler öğrenin.
  4. Kendine bir mola ver. Güzel günlerimiz var ve sonrasında hiçbir şeyin doğru gelmediği günlerimiz var. Kendini hırpalama. sen insansın Tamamımız bunu yaşıyoruz. Kimi zaman kendinizden kuşku etmeseydiniz, öğrenmiyor yada büyümüyordunuz.
  5. Yaratıcı kabilenizi bulun. Hikâyeleri paylaşmak ve imposter sendromu benzer biçimde yaygın sorunları konuşmak inanılmaz derecede terapötik olabilir. Yalnız acı çekmeyin. Yetersizlik duygularının üstesinden gelmek için güvenebileceğiniz insanlara ulaşın ve bulun.

Ya hepsi işe yaramazsa? Sanatçı Mel Langton, “Hiçbirimiz ne yaptığımızı tam olarak bilmiyoruz” diyor. “Tamamımız bir dereceye kadar kanat çırpıyoruz, sadece becerilerimize ve başarabileceklerimize güveniyoruz. Bizi yürekli icra eden da bu.” Ek olarak, zihniyetinizi değiştirin. Danışman Lucy Mann, “Tekrardan çerçevelemenin destek bulunduğunu düşünüyorum” diyor. “Imposter sendromu kulağa kalıcı bir durum benzer biçimde geliyor. Gelişme ağrılarını yeğliyorum. Bu duygunun büyümenin organik bir sonucu olarak ortaya çıktığını ve diğer yanda iyi şeylerin bulunduğunu gösteriyor.”

Comments are closed.