Son Rusya ve Ukrayna Haberleri

[ad_1]

WASHINGTON — Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu ay Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini engellemekle tehdit ettiğinde, Batılı yetkililer çileden çıktı – fakat şok olmadılar.

Konsensüsle işleyen bir ittifak içinde, Türk diktatörü bir tür çöpçatanlık sanatçısı olarak görülmeye başlandı. 2009’da Danimarka’dan yeni bir NATO başkanının atanmasını engelledi ve ülkenin Hz. Batılı liderlerin saatlerce kandırması ve Başkan Barack Obama’nın Erdoğan’ı memnun etmek için NATO’nun bir Türk’ü liderlik pozisyonuna atayacağına dair karşı karşıya verdiği söz aldı.

Ertesi yıl Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerde bir kopukluktan sonrasında, Sayın Erdoğan ittifakın altı yıl süresince Yahudi devleti ile çalışmasını engelledi. Birkaç yıl sonrasında, Erdoğan gene Kürt militanları öne sürerek ve ittifakın Suriye’de etkinlik gösterenleri terörist duyuru etmesini talep ederek Doğu Avrupa ülkelerini Rusya’ya karşı güçlendirmeye yönelik bir NATO planını aylarca erteledi. 2020’de Sayın Erdoğan’ın Yunan sularına yakın harp uçakları destekli bir gaz arama gemisi göndermesi, Fransa’nın gene NATO üyesi olan Yunanistan’a destek gemileri göndermesine niçin oldu.

Şimdi Türk önder, engelleyici rolüne geri döndü ve İsveç ve Finlandiya’nın baş düşmanı haline getirmiş olduğu Kürt militanlara sempati duyduğunu söyleyerek bir kez daha Kürtleri çağırıyor.

Bu ülkeler adeta terör örgütlerinin misafirhanesi oldu” dedi. “Bizim lehte olmamız mümkün değil”

Sayın Erdoğan’ın tutumu, şu anda 30 üyesi olan NATO için uzun süredir devam eden bir problemi hatırlatıyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, ittifaka yeni bir misyon duygusu vermiş olabilir, sadece NATO, en azından bir süreliğine, konsensüsü engelleyerek kendi baskı enerjisini kendi içinde siyasal puanlar kazanmak için kullanmaya istekli otoriter bir liderle savaşım etmelidir.

Bu, son yıllarda Sayın Erdoğan’la daha da yakınlaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir V. Putin’in lehine olan bir durum. Rus önder için İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımının reddedilmesi mühim bir zafer olacaktır.

Türkiye’nin ittifak için önemi olmasaydı, ikilem daha rahat olurdu. Ülke, Sovyetler Birliği’ne karşı Batı ile ittifak kurduktan sonrasında 1952’de NATO’ya katıldı; Türkiye, ittifaka hem Orta Doğu hem de Karadeniz’de, Avrupa ve Asya’nın kesiştiği noktada oldukça mühim bir stratejik konum veriyor. Amerikan nükleer silahlarının depolandığı büyük bir ABD hava üssüne ev sahipliği yapıyor ve Sayın Erdoğan, Ukrayna’ya doğru giden Rus harp gemilerini engelledi.

Kredi…Sputnik, Reuters vesilesiyle

Sadece Sayın Erdoğan yönetiminde Türkiye giderek daha çok yönetilmesi ihtiyaç duyulan bir mesele haline geldi. Başbakan ve peşinden cumhurbaşkanı olarak, bilhassa 2016’daki başarısız darbe girişiminden bu yana otoriter ve popülist bir İslamcı politika seçimi uygularken ülkesini Avrupa’dan uzaklaştırdı.

Rusya’dan NATO yetkililerinin entegre müdafa sistemlerine tehdit olarak adlandırdıkları gelişmiş bir roket sistemi satın aldı ve 2019’da ABD desteğiyle İslam Devleti’ne karşı mücadeleye yardım eden şimal Suriye’deki Kürtlerle savaşmak için askeri bir hücum düzenledi.

İttifak 28 üyeye sahipken, Obama yönetimi esnasında ABD’nin NATO büyükelçisi olan Ivo H. Daalder, “Orada geçirdiğim dört yılda, çoğu zaman bire karşı 27 oldu” dedi.

Sayın Erdoğan’ın İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine itirazları, NATO’nun Türkiye olmadan daha iyi olup olmayacağına dair soruları tekrardan gündeme getirdi.

Connecticut’tan eski bir bağımsız ABD senatörü olan Joseph I. Lieberman’ın bu ay beraber yazdığı bir görüş yazısı, Erdoğan’ın Türkiye’sinin ittifakın ihtimaller içinde yeni üye ülkelerdeki demokratik yönetişim standartlarını geçeceğini savundu. The Wall Street Journal tarafınca gösterilen yazı, Ankara’nın Sayın Putin’le samimi olmak da dahil olmak suretiyle politikalarının NATO’nun çıkarlarını baltaladığı ve ittifakın Türkiye’yi çıkarmanın yollarını araştırması gerektiği mevzusunda uyardı.

Türkiye Demokrasi Projesi’nin CEO’su Bay Lieberman ve Mark D. Wallace, “Türkiye bir NATO üyesidir, sadece Sayın Erdoğan yönetiminde artık bu büyük ittifakın temelini oluşturan değerlere bağlı değildir” diye yazdı. Sayın Erdoğan.

Bazı Kurultay üyeleri de aynısını söylemiş oldu. Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin üst düzey Demokratı New Jersey’den Senatör Bob Menendez, Türkiye’nin 2019’da Suriye’ye girmesinin peşinden, “Erdoğan yönetimindeki Türkiye bir bağlaşık olarak görülmemeli ve görülemez” dedi.

Sadece NATO askeri bir ittifaktır ve örgütteki en büyük ikinci ordusu, gelişmiş bir müdafa sanayisi ve tehlikeli sonuç coğrafi konumu ile Türkiye yaşamsal bir rol oynamaktadır.

Batılı yetkililer, Türkiye’nin yalnızca küskün bir NATO dışından – ve kendisini Rusya ile daha yakın hizaya getirebilecek bir – olarak daha çok soruna yol açacağını söylüyor.

Carnegie Internasyonal Sulh Vakfı’nın kıdemli bir üyesi olan eski bir Türk dış ilişkiler uzmanı olan Alper Coşkun, “Türkiye kendi imajını baltaladı” dedi. Sadece, “hala ittifakın tehlikeli sonuç bir üyesi” diye ekledi.

Bir kez daha sual, Sayın Erdoğan’ı neyin yumuşatacağı ve İsveç ve Finlandiya’yı kabul etmesi için desteğini neyin sağlayacağıdır.

Başkan Biden, bu ay Beyaz Saray’da iki ülkenin liderlerini ağırlarken ABD’nin bu harekete verdiği desteğin altını çizdi ve daha büyük bir NATO’yu Rus gücüne karşı bir denetim olarak övdü. Obama yönetimi esnasında ABD’nin Türkiye büyükelçisi olan James F. Jeffrey, “Biden, onları Washington’a çağrı ederek son aşama açık ve görünürlüğü yüksek bir pozisyon aldı” dedi.

Analistlerin bir çok, Erdoğan’ın sonunda İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğini engellemeyeceğini, sadece Türkiye’nin kendi güvenlik endişelerini vurgulamak ve gelecek yıl ülkesinde yapılacak seçimlerden ilkin iç siyasal kazanımlar elde etmek istediğini düşünüyor.

Kredi…New York Times için Sarah Silbiger

Erdoğan, esas olarak İsveç’in, kısmen Türkiye sınırları içindeki topraklarda bağımsız bir Kürt devleti arayan Kürdistan İşçi Partisi’ne ya da PKK’ya uzun süredir verdiği destekle ilgileniyor.

Türkiye’de askeri olmayan hedeflere hücum eden ve sivilleri öldüren PKK, bu ülkede yasadışı ve hem ABD hem de Avrupa Birliği tarafınca terör örgütü olarak tanımlanıyor, sadece İsveç dahil bazı hükümetler PKK’yı daha sempatik bir halde Kürt olarak görüyor. milliyetçi hareket

ABD ek olarak, İslam Devleti ile savaşmaya yardım eden ve Sayın Erdoğan’ın 2019 senesinde ülkeye girişinde saldırmış olduğu Suriye’deki bağlantılı savaşçılarına, YPG’ye yada Halk Koruma Birimlerine destek verdi.

Türkiye cumhurbaşkanı YPG’nin de terör örgütü olarak belirlenmesini istiyor.

Erdoğan, hem Finlandiya’yı hem de İsveç’i, 2016 darbesinden görevli tuttuğu ABD sürgününde yaşayan Türk din adamı Fetullah Hoca Efendi’in takipçilerine yataklık etmekle suçluyor. Türkiye, Kürt ayrılıkçılarla yada Sayın Gülen’le bağlantılı bulunduğunu söylediği ortalama 35 kişinin iadesini talep ediyor.

Erdoğan, 2019’da Suriye’ye girişilmesinin peşinden İsveç ve Finlandiya’nın ülkesine karşı uyguladığı tabanca ambargolarına da karşı çıkıyor. İsveç, Ukrayna’daki güncel vakalar sebebiyle ambargonun kaldırılmasını esasen tartışıyor.

Bazı analistler, Erdoğan hükümetinin PKK’yı Washington’un El Kural’yi 20 yıl ilkin görmüş olduğu şekilde gördüğünü ve Batı’nın Türkiye ile iş yapmayı umuyorsa bu endişeleri görmezden gelemeyeceğini söylüyor.

Biden yönetimi yetkilileri, bu soğukluğu küçümsüyor ve Erdoğan’ın Finlandiya ve İsveç ile bir uzlaşmaya varmasını bekliyor. Türk yetkililer geçtiğimiz hafta Ankara’da Finli ve İsveçli mevkidaşlarıyla birkaç saat bir araya geldi.

ABD’nin NATO büyükelçisi Julianne Smith bir röportajda, “Bu, İsveç ve Finlandiya ile olan bir sorun benzer biçimde görünüyor, bu yüzden işi onların ellerine bırakacağız” dedi. Gerekirse ABD’nin yardım sağlayacağını da sözlerine ekledi.

Cuma günü Finlandiya’nın dışişleri bakanıyla Washington’da bir araya gelen Dışişleri Bakanı Antony J. Blinken, “bu süreci hızla atlatacağımızdan ve her iki ülke için de işlerin ilerleyeceğinden güvenli bulunduğunu” söylemiş oldu.

Londra merkezli hususi danışmanlık şirketi Eurasia Group’un Avrupa direktörü Emre Peker, Erdoğan’ın Washington’dan ödün aradığına inanmadığını söylemiş oldu. Türkiye’nin NATO genel sekreteri Jens Stoltenberg’in arabuluculuğunda İsveç ve Finlandiya ile bir antak kalma yapabileceğine olan itimatını dile getirdi.

Peker, Erdoğan’ın başlıca önceliklerinin ülkesinin Kürt ayrılıkçılarla ilgili güvenlik endişelerini duyurması ve tabanca ambargolarının kaldırılması bulunduğunu söylemiş oldu.

Bazı Amerikalı analistler şüpheci. ABD’nin eski Türkiye ve Finlandiya büyükelçisi Eric S. Edelman, Sayın Erdoğan’ın Sayın Putin’in gözüne girmeye çalışabileceği yada en azından hususi bir şirket tarafınca Ukrayna ordusuna öldürücü insansız hava araçları satışı sebebiyle Moskova’daki öfkeyi hafifletebileceği mevzusunda uyardı. Türk şirketi.

Bay Edelman, “Putin ile sürdürmesi ihtiyaç duyulan oldukça karmaşık bir ilişkisi var” dedi. “Bu, Putin’e minik bir kemik atmanın iyi bir yolu – ‘Hala senin için faydalıyım’.”

Kredi…Burak Kara/Getty Images

Ötekiler, Türk liderin Washington’dan bir ödeme istediğine inanıyor. Erdoğan, 2017 senesinde Rus S-400 roket sistemini satın almasının peşinden ABD’nin Türkiye’nin F-35 hayalet avcı uçağına erişimini engellemesine kızgın. Türkiye şimdi bunun yerine gelişmiş F-16 harp uçakları satın almak için kulis yapıyor, sadece Kurultay’de Bay Menendez gibilerin sert direnişiyle karşılaştı.

Sayın Erdoğan da cumhurbaşkanının dikkatini çekmek istiyor olabilir. Başkan Donald J. Trump ile dostane bir ilişkisi vardı, sadece Bay Biden mesafesini korudu.

ABD’nin eski NATO büyükelçisi Bay Daalder, “Bu, sahnenin merkezinde olması ihtiyaç duyulan bir adam” dedi. “Bu, ‘Hey, hala buradayım’ demenin bir yolu. Benim sorunlarıma dikkat etmelisin.”

Peker, gelecek ay Madrid’de yapılacak bir NATO zirvesinden ilkin Türkiye ile İskandinav ülkeleri içinde, katılım protokollerinin burada imzalanmasına olanak sağlayacak bir anlaşmanın görüşme edilebileceğine inanıyor.

Bazı analistler, daha büyük olasılıkla, Bay Biden’ın onayını perçinlemek için Madrid’de Bay Erdoğan’a bir slm vermesi gerekeceğini söylüyor. genel.

Geçen hafta Dış İlişkiler Konseyi’nin ev sahipliğinde meydana getirilen bir konuşmada, Washington Demokratı ve Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi başkanı Temsilci Adam Smith, İsveç ve Finlandiya üyeliğinin çıkarlarının ABD’nin direkt katılımını gerektirecek kadar büyük bulunduğunu öne sürdü.

Bay Smith, “Oturmamız ve bir antak kalma yapmamız gerekiyor” dedi. “Ve şimdi olduğu benzer biçimde bu mevzuda agresif olmalıyız.”

Michael Crowley Washington’dan bildirildi ve Steven Erlanger Brüksel’den. Eric Schmitt Washington’dan gelen raporlara katkıda bulunmuş oldu.

Comments are closed.